Çok Şekerli Ölüm, Ayşe Erbulak

Zeynep ve Meral çok farklı karakterlerde iki arkadaştır. Zeynep güneş gözlüklerine bayılır, sürekli rengarenk gözlüklerle gezer. Her pazartesi rejime başlar ama asla devam ettiremez. Meral bilgisayar mühendisidir. Eşiyle birlikte ciddi bir trafik kazası geçirmiş, kaza sonucu hem eşini, hem de yürüme yeteneğini kaybetmiştir. Meral aynı zamanda iyi bir internet kullanıcısı ve hackerdır. Kırmadığı şifre, girmediği

Murtaza, Orhan Kemal

İnsanı en derininden kavrayarak anlatan kalemlerin başında gelen Orhan Kemal, ölümsüz karakteri Murtaza ile Türk edebiyatına asla silinemeyecek biçimde damgasını vurmuştur. Yazıldığı günden beri defalarca filmlere, oyunlara konu olan bu karakter, insanın en çapraşık durumlarından birini kara mizahla yüklü bir dille anlatır. Otorite ile doğru kavramı arasında sıkışıp kalan, doğruculuğundan ödün vermemek için çabaladıkça daha

Açlık, Knut Hamsun

Norveçli büyük romancı Knut Hamsun’un, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olan bu romanı “100 Temel Eser” arasında anılmaktadır. Ünlü bir yazar olma sevdasıyla yanıp tutuşurken, bir yandan da açlıkla pençeleşen bir gencin öyküsünü duygulanarak okuyacaksınız. “Bu sıralar hiç iyi bir hâlde değilim ki, hayatta bulunabilmek bana çok ıstırap veriyor.” “O gitti, ben kaldım; ardından baktım, sessizce

Merhume, Murat Uyurkulak

“Bir gün, öyle bir an geldi ki, kötü biri olmaya karar verdim. Taştan bir kalple kurtulurum sandım. Ama çok geçti artık, tüm vakitlerin sahibi silahına benden önce davranmıştı, şahane bir tebessümle bastı tetiğe, kurtulamadım, günaha girdiğimle kaldım. Şimdi önümarkamsağımsolumüstümbaşımyüzümgözüm tövbe…” Salya ve kan ve ter kuşatmasında hayatlar… Arka sokaklar, ışık girmez evler, batakhaneler… Hep kaybedenler,

Dokunmadan, Nermin Yıldırım

Adalet, yirmi dokuz yaşında genç bir kadın. Hayata ve insanlara dokunmadan, ne mutlu ne mutsuz, öylesine yaşayıp gitmektedir. Ta ki doktoru, ölümcül bir hastalığa yakalandığını söyleyene dek… Hastalığı için kendini suçlayan Adalet, hayatını didik didik ederek, ilk günahını, masumiyetini kaybettiği ilk gerçek suçunu bulmaya çabalar. Bu uğurda çıktığı yolda kendiyle de, içinde yaşadığı ülkeyle de

Beni Asla Bırakma, Kazuo Ishiguro

Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez., Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar. Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time

Çıplak Deniz Çıplak Ada-Bir Ada Hikayesi 4, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” romanı ile başlayan, “Karıncanın Su İçtiği” ve “Tanyeri Horozları” kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı “Çıplak Deniz Çıplak Ada” ile tamamlanır. Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden payını alan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını anlatır. Bir Ada

Merhamet, Stefan Zweig

Katıldığı neşeli bir davette ilk kez gördüğü güzel Edith’i dansa kaldırmak isteyen genç teğmen Hofmiller, kızın narin bedeninin hıçkırıklarla sarsıldığını görünce donup kalır. Edith ve ailesi ile ilgili, o davetteki hemen herkesin bildiği ama toy teğmenin bilmediği bazı sırlar vardır. Stefan Zweig’ın sürgün yıllarında kaleme aldığı son birkaç yapıtından biri olan Merhamet, yanlışlıkla başlayıp pişmanlıkla

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in “doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda verdiğim yapıtlarımdan biri” dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova’ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor. “İşte bu romanı ve Yaşar Kemal’in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu ‘doğa-insan ilişkisi’ sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar

Nam-ı Diğer Grace, Margaret Atwood

19. yüzyıl Kanadası’nda İrlanda göçmeni, 16’lık hizmetçi Grace Marks. Patronunu ve metresini öldürmekle suçlanıyor. Bu vahşi cinayette suç ortağı James McDermott, asılırken bütün suçu bu kızıl saçlı güzele yıkıyor. Basın, Kilise, politikacılar, ahlakçılar, ruhun peşinden koşan İspirtizmacılar, bilinci keşfetmeye çalışan bilimciler el yordamıyla bir “cani”nin portresini tamamlamaya çalışırken, Grace melek mi şeytan mı olduğunu ele