İhsan Oktay Anar’ın yayımlanan ilk kitabı, Puslu Kıtalar Atlası, 17. Yüzyıl İstanbul’unda geçen “fantastik” bir hikayeyi konu alır.

Romanın merkezine, gerçek dünyada gezebilecek, maceralar yaşayabilecek kadar cesur olmayan, içtiği uyku şurubuyla uzun rüyalar gören ve bu rüyaları konu aldığı bir atlas hazırlayan Uzun İhsan Efendi ve oğlu Bünyamin yerleştirilmiştir. Bünyamin ve babasının yaşadıklarını anlatan romanda olaylar ilerledikçe, gerçeklik ve kurgu arasındaki çizgi de git gide belirsizleşmeye, neyin gerçek, neyin düş olduğunu anlamak giderek zorlaşmaya başlar.

İhsan Oktay Anar’ın postmodern edebiyatın çeşitli tekniklerini tarihi bir arka plan üzerinde ustalıkla kullandığı bu eser, günümüz Türk Edebiyatının en meşhur kitaplarından bir tanesi haline gelmiştir.

Roman, bir korsan olan Arap İhsan Efendi’nin, yeğeni Uzun İhsan Efendi’yi ziyaret etmesi ile başlar. İstanbul’a, hayatını kurtaran kitabın çevirisini yaptırmak için gelen Arap İhsan Efendi bir köle olarak aldığı Alibaz adlı çocuğu ve yanındaki maymunu Uzun İhsan’ın yanında bırakır. Evinde oğlu Bünyamin ile yaşayan, içtiği bir uyku şurubu nedeniyle sürekli uzun uykulara dalan, rüyalarında gördüklerini de bir atlasa yazan Uzun İhsan Efendi, dayısına getirilen çeviriyi – Rendekar’ın “Zagon Üzerine Öttürme” eserini – okuduktan sonra gerçekliğin doğası üzerine düşünmeye başlar.

Bu arada Bünyamin de, babasının bu tuhaf hayat tarzından şüphelenmeye başlar ve sırlarını çözmek için onun uyku şurubundan içmeye karar verir. Fakat gereğinden fazla içtiği için uyanamaz ve öldü sanılarak gömülür. Kafasında duyduğu esrarengiz bir ses sayesinde mezardan çıkan Bünyamin’in bu “başarısı” kısa sürede yayılır ve Bünyamin, kendisine hazırladığı atlası veren babasının da desteğiyle, lağımcı olarak Osmanlı ordusuna katılır.

İlk görevinde, Zülfiyar adlı bir casusu kurtarmaya çalışırken yüzünden ciddi şekilde yaralanan ve Zülfiyar’ın kendisine teslim ettiği uğursuz, kara parayı babasının kendisine verdiği atlasın içinde saklayan Bünyamin, tanınmaz halde İstanbul’a geri döner. Babasının yeniçeriler tarafından alınıp götürüldüğünü ve işkence gördüğünü öğrendikten sonra, kitaptan bir bölüm okur ve buradan aldığı direktiflerle dilenci loncasına katılır.

Kısa süre içinde, dilenci loncasının da Zülfiyar ve onun efendisi Ebrehe için çalıştığı anlaşılır. Bu kişiler, harıl harıl Bünyamin’i aramakta, fakat yüzü ciddi şekilde yaralandığı için onu tanımamaktadır.

Dilenci loncasında “Büyük Efendi” Ebrehe ile tanışan Bünyamin, bir süre onunla yakın bir ilişki kurar ve ondan Osmanlı Devleti’ndeki gizli casus örgütlenmesini, kara paranın sırrını ve Mehdi’nin ilerleyen günlerde İstanbul’a geleceği yönündeki kehaneti öğrenir. Fakat bu kehanet, Ebrehe için yerini bulmakla beraber, doğru çıkmaz, ve dilenciler loncası Ebrehe’ye karşı ayaklanıp onu öldürür.

Romanın sonunda, dilenciler loncasının da yanması ile Bünyamin dünyada bir kez daha özgür kalır. Babasının kendisine verdiği kitaba ilk kez gerçek anlamda dikkatle bakan Bünyamin, bu kitabın adının “Puslu Kıtalar Atlası” olduğunu görür ve eserin son sayfalarından bir bölüm okuyarak, tüm yaşananların babası Uzun İhsan Efendi’nin düşlerinde gerçekleştiğini anlar.

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.” (Sayfa 90)

Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.” (Sayfa 91).

Ben bu dünyaya bilmek için geldim. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın, gerekse öte dünyanın bilgisi.”(Sayfa 122)

Rendekâr yanılıyor: Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim. Düşündüğüm için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya. (sayfa 127)

Yazar Hakkında : 

Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi  Edebiyat Fakültesi felsefe bölümünde tamamladıktan sonra, aynı bölümden 2011 yılında öğretim üyesi olarak emekli oldu. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyst Ödülü’nü kazandı. Puslu Kıtalar Atlası başlıklı romanı, yirmiden fazla dile tercüme edildi. Efrasiyab’ın Hikayeleri adlı romanı da İngiltere’de tiyatro oyunu olarak uyarlandı ve sahnelendi.

Kitap ile Sohbet- Oyuncak müzesi, 2.Sezon

Kitap :  Puslu Kıtalar Atlası

Yazar : İhsan Oktay Anar

Tür : Fantastik Roman

Yayınevi: İletişim Yayınları

Baskı Yılı : 2015

Sayfa : 238

Bir Yorum Yaz

WhatsApp chat