Oblomov, İvan Aleksandroviç Gonçarov

19. yüzyıl başlarında, çalışkan modern insan idealinden önce, Rusya’nın köle sahibi kırsal soylu sınıfı tarafından aylaklık hâlâ makul ve değerli bir amaç olarak görülürken Oblomov vardı. Miskin, dikkatsiz, meraksız, düş kurma ve oyalanmaya düşkün Oblomov… Yine de ona hayran olmamak imkânsız. Hayatın hep dışında ve uzağında kalan Oblomov, okurların gözünden asla kaçmayacak, gitgide insana dair

Doppler, Erlend Loe

Andreas Doppler: Bir başarı abidesi! İki çocuklu başarılı bir aile babası; başarılı bir tadilattan geçmiş güzel bir evi ve çok başarılı olduğu iyi bir işi var. Bir gün ormanda dolaşırken bisikletten düşüyor. Otların arasında yarı baygın bir halde uzanırken, uzun zamandır hissetmediği bir huzur doluyor içine: Neredeyse hiç tanımadığını fark ettiği babasının ölümü iyiden iyiye

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş

Hasan Ali Toptaş’ın –belki de– en çok okunan ve yayımlandığı tüm dillerde büyük bir şaşkınlık ve beğeniyle karşılanan romanı.    Gölgesizler, bir kayboluşlar anlatısı; aniden kaybolmaların, beklenmedik dönüşlerin, ölümlü büyülerin, devlet nezdine düşen gölgelerimizin aynası. Tekrarların tekrarını okumamızı sağlayan karakalem bir güvercin; bir garip cinayet ve doğum hikâyesi.    Ve kokusu burnumuzda tüten, cevabından korktuğumuz 

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali

Vedat Türkali’nin edebiyatımızda klasikleşen eseri Bir Gün Tek Başına, toplumun kargaşasında birbirlerine tutunan insanların dramını ve umudunu anlatıyor.  27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürdürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi

Hakkari’de Bir Mevsim, Ferit Edgü

“O’yu [Hakkâri’de Bir Mevsim] sadece gerçekçi bir roman olarak saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü’nün gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü ‘O’ gözlem gücünü, anlatı ustalığından alıyor.”  Melih Cevdet Anday Japonca ve Çince dâhil birçok dile çevrilen, Türkiye’de olduğu kadar dünyada da ses

Paramparça, Melike İlgün

Nazım’dan Piraye’ye, Münevver’den Memet’e… Türkiye’nin umut dolu 1930’larından, kafası karışık 1950’lerine… Tankların ruhumuzdan geçtiği 80’lerden, okuduğumuz hiçbir habere şaşıramaz hale geldiğimiz bugünlere… İstanbul’dan Çankırı’ya, Bursa’dan Rusya’ya, Artvin’den İsveç’e… Paramparça hayatların, kırık aşkların, büyük bedellerin, “dev”lere aşık olan “minnacık” kadınların hikayesi… Ama en çok babasını arayan Zeynep’in Türkiye ile yüzleşmesinin hikayesi… Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Tanrılar Okulu, Stefano E. D’Anna

Bu kitap bir harita ve kaçış planıdır. Tanrılar Okulu kitabında kahramanımız; New York’ta yaşayan, iki çocuklu, eşini genç yaşta kaybetmiş, yaşadığı hayattan memnun olmayan, kendini düzenin içinde kıstırılmış gibi hisseden, yaşadığı iş ve günlük hayat temposunda nefes dahi alamadığını düşünen bir yönetici, yani yazarımızın kendisidir. İçinde bir türlü dolduramadığı bir boşluk hissi vardır. Ancak bir

Parfümün Dansı, Tom Robbins

  Amerikalı yazar TOM ROBBINS‘in dördüncü romanı olan PARFÜMÜN DANSI 1985 senesin New York Times En çok satanlar listesinde yer almış tüm dünyaca bilenen bir kült roman. Kurguda iki ayrı hikaye yol alır. Biri Antik çağda geçen diğeri ise 21 yy Amerika’sında. Dili oldukça hicivli sayılır. Her iki hikayedeki kahramanlarımız ölümsüzlük arayışı içinde oldukları bir

Sırça Fanus, Sylvia Plath

Sylvia Plath’ın kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı ve ilk kez 1963 yılında, ölümünden bir ay önce, başka bir isim altında yayımlatmayı başarabildiği Sırça Fanus, o günün olduğu kadar bugünün insanının da metropol yaşamındaki yabancılaşmasını anlatan modern bir klasik haline gelmiştir. Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950’lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü

Yüzbaşının Kızı, Aleksandr Sergeeviç Puşkin,

Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman. Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli bir asker olan babasının ısrarıyla askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilir. Burada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya âşık olur. Maşa ile Pyotr