24thMar

Kadının Adı Yok, Duygu Asena

1987’de yayımlanan kitap, rekor kırarak bir yıl içinde kırk baskı yaptı. Duygu Asena bu ilk kitabında, kıvrak anlatımıyla bir kadının yaşadıklarını, daha doğrusu cinsiyeti kadın olarak belirlenmiş herkesin üç aşağı beş yukarı tanık olabileceği ortak macerayı, bir kadının ağzından anlatıyor.Duygu Asena bu kitabında, temiz, telaşsız, kıvrak anlatımıyla bir kadının yaşadıklarını, daha doğrusu cinsiyetyi kadın olarak belirlenmiş, herkesin üç aşağı beş yukarı tanık olabileceği ortak bir macerayı, bir kadının ağzından anlatıyor. Bu kadın, küçücük bir kızın henüz yaşanmamış doğal meraklarından, aşklar, acılar, sahtekârlıklar, hıslarla dolu bir hayatın bazen hafif, bazen ağır kıpırtılarına kadar, kendi ayakları üzerinde durabilmek için mücadele ediyor. Bu kadın, pürüzsüz bir tenden kırışıklıklara uzanan zaman içinde kendisi için var olabilmeyi hedefliyor. Beceriyor da…Ne pahasına olursa olsun!

”Her şeyi bırakıp yeniden hayata atılamaz erkekler, bir kadının peşine takılıp, işlerini bıraka­mazlar. Erkek o, erkek. Ama ben kadınım, gidebilirim, yaptığım, başardığım her şeyi bırakıp, onun kolu kanadı altında yaşamaya gidebilirim. O zaman kimse kınamaz beni, aferin derler, bak ne kafalı ka­dın, nasıl vurgun vurdu, helal olsun derler.”

Sevmek mi insanı bağımlı kılan ? Acımak mı insanı sinirlendiren ? Kısıtlan­mak mı insanı sevgisizliğe iten ? Özgür ve bağımsız olmak için, bir canlı, bir tek canlı bile olmamalı mı insanın yaşamında ? Özgürlüğün bedeli bu mu ? Bu, yalnızlık mı ?”

İçimden ağlamak geliyor, ağlamıyorum. Ağla­mak kötü bir şey. Arkadaşlarımın babaları oğullarına sürekli “Erkekler ağlamaz” diyorlar; bunu dediklerine göre ağlamak doğru değil. Peki ama ağlamak iyi bir şey değilse neden kız­lara yasak değil ? Acaba kızların kötü şey yapmaları doğru da erkeklerinki mi değil ? Ya da kızlar için ayrı erkekler için ay­rı kötü şeyler mi var ? Ama bu olamaz, kötü kötüdür, bazıları
için iyi olan, bazıları için kötü olabilir mi ?”

 

Yazar Hakkında :

Duygu Asena, 1946’da İstanbul’da doğdu. İlk yazılarında “Şirin” imzasını kullandı. Kadıköy Özel Kız Koleji’ni ve İstanbul Üniversitesi Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. İlk yazısı Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde çıkan Duygu Asena, Kadınca (1978), Onyedi, Ev Kadını, Bella, KİM, Negatif dergilerini yönetti. Köşe yazarlığına Milliyet gazetesinde başladı, Cumhuriyet, Yarın, Sabah, Güneş, Habertürk ve Vatan gazetelerinde köşe yazarlığı, yöneticilik ve röportaj yazarlığı yaptı. TRT-2’deki “Ondan Sonra” programını hazırlayıp sundu (1992-1997).

İlk kitabı Kadının Adı Yok’la adını duyuran Asena’nın geniş bir okur kitlesine ulaşan bu eseri 1988’de müstehcen bulunarak yasaklandı. Dava sürerken Atıf Yılmaz tarafından filme alındı. İki yıl süren dava sonucunda kitabın yayımına tekrar izin verildi. Yazıları ve kitaplarında değindiği temalar nedeniyle feminist yazar olarak tanınan Duygu Asena 2006’da hayatını kaybetti.

Duygu Asena’nın Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri şunlardır: Orada Kadınlar Var mı?, Aslında Özgürsün, Aslında Aşk da Yok, Değişen Bir Şey Yok, Kadının Adı Yok, Aşk Gidiyorum Demez, Aynada Aşk Vardı, Paramparça, Kahramanlar Hep Erkek.

Kitap ile sohet -Oyuncak Müzesi ,2.Sezon

 Kitap : Kadının Adı Yok

Yazar : Duygu Asena

Yayınevi : Doğan Kitap

Baskı Yılı : 1987

Ülke : Türkiye

Tür : Roman

Sayfa : 184

Yorum n “Kadının Adı Yok, Duygu Asena”

  1. Kadının Adı Yok, Kitap İle Sohbet Liderliği Eğitimine başladığımda sunumunu yaptığım ilk kitap. Bu nedenle benim için çok özel. Ayrıca kolektif kısa hikayelerden oluşan Umut adlı kitaptaki hikayemin de gizli kahramanı… Neden Duygu Asena neden Kadının Adı Yok kitabı derseniz özellikle benim yaşımdaki 40 yaş üstü kadınların şu anki hayat görüşlerini etkilemiş bir karakter olarak görüyorum hem özel yaşantısıyla hem de kalemiyle. Bizden sonraki kuşaklara Kadının Adı Yok’u okutmak, kendi kuşağımızda beslendiklerimizi göstermenin en etnik yolu olacaktır. Kadının Adı Yok, evet belki bir slogan haline geldi ama seneler seneler sonra da tekrar tekrar okumalı okutulmalı. Biz de Kitap ile Sohbet’te tam da bunu yapıyoruz. Sadece edebi kimliği ile değil de hayat duruşu, topluma kazandırdıklarıyla da öncü olan, fark yaratan, değer katan yazarlar ölümsüz oluyorlar. O hep aramızda yaşıyor. İyi okumalar…

Yorum bırak